Solaryum


Solaryum




Solaryum makineleri, güneş ışığının insan sağlığını teşvik eden etkilerini kullanılabilir hale getirmek amacı ile üretildi.

Güneş ışınları, görülebilen orta dalga boyundaki ışıklardan, görülemeyen enfaruj ve ultraviyole ışınlarının bileşiminden oluşur.

Derinin üç tabakası vardır. İlk önce üst deri tabakasına gelen UV ışınları, bronzlaşma mekanizmalarını harekete geçirir. Bunlar bronzlaşma ve yeni pigment oluşumunu sağlayan mekanizmalardır.

UV-A ışınları da cildin koruma mekanizmasını harekete geçirerek pigmentlerin renk değiştirmesini ve dolayısıyla bronzlaşmayı sağlar.

UV-B ışınları ise çok az miktarda uygulandığı takdirde yeni pigment oluşumunu ve üst derinin kalınlaşmasını sağlar. Bu yeni pigmentler, derinin üst tabakasına doğru ilerlerken UV-A ışınları ile karşılaştıkları durumda daha kalıcı ve derin bir bronzluk oluşur.

İşte solaryum da aynı biyolojik mekanizmayı harekete geçirir. Solaryum sayesinde bronzlaşma, güneş ile aynı efektlere sahip. Tek bir fark var: solaryumda ışınlar, optimal fayda sağlayacak şekilde kombine ve filtre ediliyor.

Solaryumun Faydaları

  •  

 

 

  • Derinin alt tabakasına nüfuz ederek sedef hastalığının bazı türlerine iyi gelir.
  • Ciltteki akne ve sivilce izlerinin tedavisinde kullanılır.
  • Solaryum ışınları, metabolizmayı güçlendirerek solunumu düzenler ve soğuk algınlığına yakalanma riskini üçte bir oranında azaltır.
  • Virüslü hastalıklara karşı vücut direncini artırır.
  • Kalsiyum eksikliğinden kaynaklanan kramplara karşı etkilidir.
  • Güneş banyolarında UV-B ışınları, cildin su toplamasına ve soyulmasına neden olurken solaryum da ise kullanılan optimize edilmiş ışınlar sayesinde böyle bir durum söz konusu değildir.
  • Solaryum, endorfin(mutluluk hormonu) salgılanmasını sağlar.
  • Osteoporoz yani kemik erimesine karşı koruma sağlar.
  • Depresyona karşı etkilidir.
  • Kalp ve dolaşım sistemini güçlendirir. Vücudun verimini artırır.

Solaryuma Girerken Dikkat Edilmesi Gereken Kurallar

 

  • Ten tipine uygun makine ve kullanım süresi belirlenmelidir.
  • Her solaryum seansından önce yüzdeki makyaj iyice temizlenmelidir.
  • Solaryuma özel ürünler dışında herhangi bir koruyucu madde kullanılmamalıdır.
  • Gözlük kullanılmalı ve direkt ışığa bakılmamalıdır.
  • Prospektüslerinde UV ışınlarına karşı duyarlılık yaratabilir ibaresi olan ilaç kullanan kişiler solaryuma girmemelidir.
  • Alkol kullanımından sonra solaryuma girilmemelidir.
  • Epilasyon, ağda, kalıcı makyaj, lazer uygulamaları, estetik operasyonlar sonrasında solaryuma girilmemelidir.
  • Regl dönemlerinde solaryuma girilmemelidir.
  • Vücudunda çok sayıda et beni olanlar solaryuma girmemelidir.
  • Hamilelik boyunca solaryuma girilmemelidir.
  • Kontakt lensler ve takılar çıkartıldıktan sonra solaryuma girilmelidir.
  • 16 yaşından küçükler solaryuma girmemelidir.
  • Şüpheli durumlarda doktora danışılmalıdır.
  • Seans öncesi ve sonrası profesyonel solaryum kozmetik ürünleri kullanılması cildin nem dengesi, görüntü ve kalıcılık açısından faydalıdır.

Devamı...

Güneş ışığı stratosfer ile atmosferden geçerek dünyaya ulaşır. Ozon tabakası en zararlı UV ışınları filtre eder. UV-C ve bazı UV-B ışınları filtre edilirken UV-A ışınları aynı kalır. Güneş ışınının etkisi mevsimlere, yöresel sıcaklıklara, hava kirliliğine, kumsal, yağmur, kar durumlarına göre günden güne değişir. Solaryum cihazları insanlar tarafından yapıldığı için; ışınlar insan sağlığına en uygun şekilde kombine filtre edilmiştir ve ten tipine göre ayarlanabilir. Solaryum cihazları güneşin aşırı ve zararlı ışınlarına maruz kalmaksızın güneşin yararlı etkilerinden faydalanmak isteyenler için kuvvetli bir alternatiftir.

Herkes doğduğu zaman genetik olarak ten rengine sahip olur. Afro-Canabian'da doğan bebekler doğduklarında beyaz tenlidirler. Güneş ışığına çıkana kadar ten renkleri beyaz kalır; sonradan zencileşirler.
 

Kol ve bacakların iç kısımları diğer cilt bölgelerine oranla daha az pigment oluşturucu hücrelere sahip oldukları için daha az bronzlaşır. Yüzde de doğal olarak daha kalın ve boynuzsu tabaka bulunduğundan özellikle UV-B ışınlarına karşı koruma sağlamak için iyi bir bronzlaşma olmaz. Yazın oluşan çiller ve pigment lekeleri çok sayıda bronzlaştırıcı pigmente sahiptirler ve bu nedenle diğer ciltlere oranla daha çabuk kararırlar. Üzerine oturduğumuz ve dayandığımız cilt bölgelerinde kan dolaşımı zayıftır. Oksijen azlığı melanin pigmentlerinin daha düşük oranda renklenmelerine sebep olur. Bu nedenle " bu bölgeleri bastırmayan'' bir bronzlaşma için özellikle ergonomik yüzeye sahip solaryum yatakları uygundur.

Evet. Yanmak için direkt güneş ışınlarına gerek yoktur. Bulutların arasından gelen ışınlarla da yanılır. Gölgede de yansıyan ışınlar sayesinde aynı durum söz konusudur.

 

 

 

 

Devamı...
20 Mayıs

Solaryumla bronz bir ten

Bronz bir tene kavuşmak, kimileri için son derece cazibeli ve psikolojik olarak iyi hissettiren bir yolculuktur. Gelin, bronzlaşmak için tercih ettiğimiz solaryum öncesi ve sonrası özen göstermemiz gereken noktaları bir hatırlayalım.

devamı

Devamı...

Güneş ışığı stratosfer ile atmosferden geçerek dünyaya ulaşır. Ozon tabakası en zararlı UV ışınları filtre eder. UV-C ve bazı UV-B ışınları filtre edilirken UV-A ışınları aynı kalır. Güneş ışınının etkisi mevsimlere, yöresel sıcaklıklara, hava kirliliğine, kumsal, yağmur, kar durumlarına göre günden güne değişir. Solaryum cihazları insanlar tarafından yapıldığı için; ışınlar insan sağlığına en uygun şekilde kombine filtre edilmiştir ve ten tipine göre ayarlanabilir. Solaryum cihazları güneşin aşırı ve zararlı ışınlarına maruz kalmaksızın güneşin yararlı etkilerinden faydalanmak isteyenler için kuvvetli bir alternatiftir.

Herkes doğduğu zaman genetik olarak ten rengine sahip olur. Afro-Canabian'da doğan bebekler doğduklarında beyaz tenlidirler. Güneş ışığına çıkana kadar ten renkleri beyaz kalır; sonradan zencileşirler.
 

Kol ve bacakların iç kısımları diğer cilt bölgelerine oranla daha az pigment oluşturucu hücrelere sahip oldukları için daha az bronzlaşır. Yüzde de doğal olarak daha kalın ve boynuzsu tabaka bulunduğundan özellikle UV-B ışınlarına karşı koruma sağlamak için iyi bir bronzlaşma olmaz. Yazın oluşan çiller ve pigment lekeleri çok sayıda bronzlaştırıcı pigmente sahiptirler ve bu nedenle diğer ciltlere oranla daha çabuk kararırlar. Üzerine oturduğumuz ve dayandığımız cilt bölgelerinde kan dolaşımı zayıftır. Oksijen azlığı melanin pigmentlerinin daha düşük oranda renklenmelerine sebep olur. Bu nedenle " bu bölgeleri bastırmayan'' bir bronzlaşma için özellikle ergonomik yüzeye sahip solaryum yatakları uygundur.

Evet. Yanmak için direkt güneş ışınlarına gerek yoktur. Bulutların arasından gelen ışınlarla da yanılır. Gölgede de yansıyan ışınlar sayesinde aynı durum söz konusudur.

 

 

 

 

Kumsalda güneşlenmeyle solaryum eşit derecede bronzlaşmayı sağlar. Tek farkı solaryum cihazlarında kişiye özel bronzlaşma planları uygulanır. Ten tipine uygun makine ve kullanım süresi belirlenerek. Dolayısıyla güneşte oluşabilecek aşırı kızarma, soyulma, su toplama gibi durumlar solaryumda söz konusu değildir. Solaryum ve güneş bronzluğunun kalıcılık süreleri aynıdır. Bronzluğun kalıcılık süresini uzatmak ancak cildi iyi nemlendirmeyle olur.

Solaryuma girmeden önce yapılan duş ve solaryuma özel pealing jelleri kullanımı bronzlaşma öncesi iyi birer hazırlıktırlar. Ölü deri hücreleri atılır, gözenekler açılır. Solaryumdan sonra sabun ya da jel kullanmadan sadece suyla duş alabilirsiniz. Aksi takdirde derinizde oluşan D3 Vitamini sabun ve jelle gider. Ya da 8-10 saat sonra D3 Vitamini kana karıştıktan sonra sabun ya da jelle duş alabilirsiniz.

Alerjik reaksiyonlar oluşabileceği için yeni dövme yapılmış bölgelerin korunması gerekir. Aynı zamanda dövmenizi kapatmazsanız dövmenizin rengi solabilir.

 

Bazı ilaçlar deriyi UV ışınlarına karşı hassaslaştırırlar. Bu ilaçlar foto-toksik, foto-alerjik  efekte sahip olan içeriğe sahiptirler. Bu yüzden solaryuma girmeden önce ilaç kullanımı söz konusuysa ilacın prospektüsünü okumak ve şüpheli durumlarda doktora danışmak gerekmektedir. Herhangi bir etki 48 saat içinde belirir.

Bebeklerin ve küçük çocukların tenleri UV ışınlarına karşı hassas olduğu için 16 yaşından küçüklerin solaryuma girmesi uygun değildir. Bu yaştaki çocuklarda büyüme hormonu salgılanması devam eder ve bu ışınlar, hormonun salgılanmasına etki edebilir. Güneşte ise şapka, elbise, şemsiye, yüksek koruma faktörlü kozmetik ürünleri vs. ile iyi korunmaları gerekir. Küçük yaşta alınan güneş yanıkları, ilerdeki yaşlarda ciddi problemlere yol açabilir.

Kadınlarda hamilelik sırasında choloesma adında pigmentleri aktif hale getiren bir hormon üretimi olur. O yüzden bazı hamile kadınlar diğer kadınlara göre güneş ışınlarına karşı değişik tepkiler verirler. Deri hassaslaşabilir. O yüzden kontrollü olarak ışınlarla temas etmek en doğrusudur. UV ışınlarının anne karnındaki bebeklere bir etkisi yoktur.

Güneş ışığı stratosfer ile atmosferden geçerek dünyaya ulaşır. Ozon tabakası en zararlı UV ışınlarını filtre eder. UV-C ve bazı UV-B ışınları filtre edilirken UV-A ışınları aynı kalır. Güneş ışınının etkisi mevsimlere göre, yöresel sıcaklıklara göre, hava kirliliğine, kumsal, yağmur, kar durumlarına göre günden güne değişir. Solaryum cihazları insanlar tarafından yapıldığı için ışınlar insan sağlığına en uygun şekilde kombine filtre edilmiştir ve ten tipine göre ayarlanabilir. Solaryum cihazları güneşin aşırı ve zararlı ışınlarına maruz kalmaksızın güneşin yararlı etkilerinden faydalanmak isteyenler için kuvvetli bir alternatiftir.

 

Düzenli güneşlenme vücut üzerinde tıpkı düzenli yapılan beden eğitimi etkisi göstermektedir. Bunun nedeni güneşin UV-B ışınları nedeniyle vücutta meydana gelen D vitamini üretimidir. Kalp ve dolaşım sisteminde bu vitaminin alıcıları bulunmaktadır. Bunun sayesinde kalp kasları ve kan dolaşım sistemi kan ile daha iyi yıkanmakta ve vücutta oksijen yönünden ekonomi sağlanmaktadır. Kalp ve dolaşım sistemi rahatsızlıkları tedavisinde doktor tavsiyesine göre dozu ayarlanmış bir güneşlenme veya güneşlenme teknolojisi ile önemli başarılar sağlanmaktadır.

Osteoporoz, kemik erimesidir. Kemik özü artan hormon ve kalsiyum eksikliği nedeniyle azalır. Kemikler katılaşır ve özellikle yıpranmış noktalarda olmak üzere (Örnek: omurilik, el bilekleri ya da üst kalça eklemleri) daha kolay kırılır. Doktor kontrolü altında hormon kaybı ilaçlar ile dengelenebilir. Kalsiyum eksikliğine bol kalsiyumlu yiyeceklerle karşı konulabilir. Fakat buna ek olarak kanın yeterli oranda vitamini ile beslenmesi gerekir. Çünkü ancak bunun yardımıyla insan vücudu besinlerden alınan kalsiyumu değerlendirebilir. D vitamini ilaç olarak ya da güneş ışınlarından alınabilir. UV ışınları bu sırada özellikle tercih edilmelidir. Çünkü D vitamini tabletlerinin dozajına zararlı reaksiyonlara yol açmamak için dikkat etmek gerektiği halde UV ışınlarında aşırı üretim söz konusu değildir. Yaz aylarında doğal güneş ışınlarının içerdiği UV-B ışınları solaryumdakilerden çok daha fazladır. Ancak özellikle son yıllarda çok yüksek UV-B dozajının belli riskler taşıdığı, Örneğin aşırı güneşlenmede cilt kanseri olunabileceği ortaya çıktı. Buna karşın solaryumda ışınlar kontrollüdür. Modern solaryumlar vücudun D vitamini üretebilmesine yeten, fakat diğer yandan cilt kanseri gibi riskleri ortadan kaldıracak olan %1-2 oranında kontrollü UV-B ışınları yaymaktadır.

Buna sonbahar ve kış aylarında güneş ışınlarının açısı nedeniyle doğal güneşin UV-B ışınlarının, vücutta D vitamini sentezine çok düşük oranda imkan verecek kadar zayıf olması eklenmektedir. Yani solaryum hem yazın hem de kışın hayati önem yaşayan UV ışınları ile beslenmek için iyi bir olanak sağlamaktadır. Solaryum stüdyosunun seçiminde bronzlaşmayı sağlayan ampullerin mutlaka UV-B ışınları da yayıyor olması önemlidir. Bu bağlamda tüm vücutta ve %1-1 civarında bir UV-B ışını oranını sağlayan alçak basınç cihazları idealdir. İyi bir solaryum stüdyosundaki personel, cihazların kullanımı ve solaryuma girme sürelerinin doğruluğu konusunda da yardımcı olacaktır.

Geçmişte, medyanın sansasyon merakı nedeniyle güneş ve solaryum hakkında, çoğunlukla yanlış ve gerçek dışı haberler çıkmıştır. Kuşkusuz doğru olan şu; aşırı dozda uygulandığında UV ışınları insan vücudunu olumsuz yönde etkileyebilir. Bu nedenle güneş ve solaryum insanları iyileştiren ancak aşırı dozda kullanıldığında zararlı yan etkileri olan bir ilaca benzetilebilir. Genetik olarak cilt kanseri riski taşımayan birinin makul dozajlarda solaryum kullanımı nedeniyle cilt kanseri olması riski yok denecek kadar azdır. Değişik cilt hastalıklarının tedavisinde modern solaryumdaki UV ışınlarına oranla çok daha yüksek düzeyde UV ışınlarının uygulandığı foto-terapi kullanılmaktadır.

Amerikan donanmasında gönüllü 4.000' den fazla insan üzerinde yapılan gözlemler, güvertenin altında çalışan denizcilerin güneşte güvertenin üzerinde çalışanlara oranla maligne melanome (kara cilt kanseri) hastalığına çok daha sık yakalandığını göstermiştir. Bilimsel araştırmalar; ABD' nin az güneş gören kuzey bölgelerindeki insanların, ABD'nin güneşli güney bölgelerinde yaşayanlara oranla bazı kanser türlerine daha sık yakalandıkları sonucunu vermiştir. Bunun sebebi, vücut tarafından üretilen ancak insanlarda güneş ve solaryum sayesinde harekete geçirilen D-3 vitaminidir. Bu vitamin sadece direnç mekanizmalarını güçlendirmekle kalmıyor aynı zamanda dahili tümörlerin büyümesini önleyici etki yapıyor ve bunların tehlikeli bir biçimde bölünmesini azaltıyor ve engelliyor. Güneşin kontrolsüz ışınlarına maruz kalmak istemeyenler, solaryum sayesinde kontrollü şartlar altında, makul dozajlarda zararlı sonuçlardan korkmaksızın güneşin yararlı etkilerinden yararlanma imkanı buluyorlar.
 

UV-ışınlarının günlük dozajını aşmamak ve buna bağlı olarak bir güneş yanığıyla karşılaşmamak için bundan mümkün olduğu kadar kaçınılmalıdır.
 

 

Günlük hayatta yoğun iş temposunda tatil ve güneş için vakit ayıramayanlar için solaryum lüksten çok bir ihtiyaç. Klasik bir atasözü ‘Güneş girmeyen eve doktor girer.‘ der. Solaryumun sadece bronzlaştırmaya yönelik olduğu düşünülse de bilinçli kullanıldığı takdirde sağlığa faydalı etkilerinin de olduğu kanıtlanmış bir gerçektir. Solaryum güneşle aynı biyolojik mekanizmayı harekete geçirir ve aynı pozitif efektleri verir. Tek fark solaryumda ışınların kontrollü ve kişiye özel ayarlanabiliyor olmasıdır. Güneşin kontrolsüz ışınlarına ve zararlı etkilerine maruz kalmadan, D vitamini üretimi gibi, pozitif etkilerinden faydalanmak isteyenler için solaryum iyi alternatifdir. Profesyonel solaryum işletmeleri  sayesinde kısa sürede sağlıklı, kalıcı ve canlı bir bronzluğa ulaşmak mümkün. Özellikle tatil öncesinde güneşe çıkmadan önce yapılan solaryum kullanımları iyi bir zemin hazırlar ve bronzlaşmak için güneşin altında saatlerce kalmaya da gerek kalmaz. Yanık alma, su toplama, soyulma gibi istenmeyen durumlarda engellenmiş olur.

Doktor tavsiyesi ile stüdyolarımızda solaryumu sağlık amaçlı kullanan ciddi bir müşteri kitlesine sahibiz. Solaryumun iyi geldiği durumlardan bazılarını sıralarsak: Sedef hastalığının bazı türleri, akne ve sivilce izleri, romatizmal rahatsızlıklar, osteoporoz ( kemik erimesi ), kalsiyum eksikliğinden kaynaklanan kramplar, depresyonlar. Solaryumun aynı zamanda kalp ve dolaşım sistemine olumlu etkileri vardır. Bronz ten kişinin özgüvenini artırır. Virüslü hastalıklara karşı vücut direncini artırır. Sağlık amaçlı kullanımlarda mutlaka doktor tavsiyesi ile yönlendirme yapılmalıdır.

En önemli faktör yanlış işletme seçimi. Bu konuda yeteri kadar bilgi sahibi olmayan, profesyonellikten uzak işletmekler seçildiği takdirde istenmeyen durumlar oluşabilir. Makinelerin bakımının zamanında yapılması, ampullerin 600 saatte bir değiştirilmesi, hijyenik koşullar, makinelerin teknolojisi, stüdyo atmosferi dikkat edilmesi gereken hususlardan bazıları. Kullanıcılara hizmet veren danışmanların eğitim durumu ve yönlendirmesi de çok önemli. Çünkü solaryumun kişiye özel uygulanması gerekiyor. Bu da gelen kişiye cilt tipi analizi yapılması, solaryuma girmesinde herhangi bir sakınca olup olmadığının tespit edilmesi, gerekli uyarıların yapılması anlamına geliyor. Her cildin ihtiyacı farklıdır, dolayısıyla seçilen makina, seans süresi ve kullanılan kozmetik ürünlerde farklı olmak zorundadır. Aksi uygulamalarda lekelenmeler, yanıklar, hijyenik şartlara uyulmamasından kaynaklanan sonuçlar, renk alamama gibi istenmeyen durumlar oluşabilir. Zaman ve para kaybını da dikkate alırsak işletme seçiminin önemi bir kez daha ortaya çıkar. Sun Vital işletmelerinin sloganı ‘Önce Sağlık’ ve ‘ Profesyonel Danışmanlık’tır. Bu yüzden kaliteli hizmet almak ve istenmeyen sonuçlarla karşılaşmamak isteyenlerin vazgeçilmezleri arasında yer almaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Müşteriye bilinçli hizmet vermek demek, bilinçli müşteriye hizmet vermek demektir.

Öncelikle cilt tipine uygun makine, seans süresi ve solaryum kozmetiği belirlenmeli. Cilt temiz olmalı ve solaryum ürünleri dışında herhangibir ürün kullanılmamalı. Solaryum öncesinde peeling ya da kese yapmak ölü deri tabakasından arınmak için faydalı. Profesyonel solaryum kozmetik ürünleri kullanmak, sağlık, canlılık, kalıcılık, kısa sürede renk almak açısından önemli. Her seans sonrasında da cildi nemlendirilmeli. Su başta olmak üzere bol sıvı tüketilmeli. Solaryuma girerken dikkat edilmesi gereken hususlar dikkate alınmalı: Solaryum gözlüğü kullanılmalı, direkt ışığa bakılmamalı, takılar ve kontakt lensler çıkarılmalı, ilaç kullanımı varsa doktora danışılmalı ( romatizmal ilaçlar, doğum kontrol haplarının bazı türleri, tetrasiklin türevi antibiyotikler, vs. ), epilasyon, ağda, cilt bakımı, lazer, estetik operasyon gibi uygulamalardan sonra cilt eski formuna dönmeden solaryuma girilmemeli ve güneşe çıkılmamalı, vucudunda fazla sayıda et beni bulunanlar hem solaryumdan hem de güneşten uzak durmalı, aynı gün içinde hem solaryum hem de güneş banyosu yapılmamalı, güneş kozmetikleri solaryumda kullanılmamalı, uçuk ve açık yara varsa girilmemeli, dövme varsa kapatılmalı, hassas dudaklar için lipstik kullanılmalı, başlangıçta iki seans arasında minimum 2-3 gün ara verilmeli, rengi korumak için 7-10 günde bir seans uygulanmalı, şüpheli durumlarda doktara danışılmalı, alkol kullanımından sonra girilmemeli, 16 yaşından küçükler ve hamileler solaryuma girmemeli, bayanlar regl dönemlerinde solaryuma girmemeli, klimalı makinalar tercih edilmeli, aşırı terleme durumu varsa eloktrolit elementlerin kaybından ötürü seans sonrasında doğal maden suyu içilmeli, yoğun spor aktiviteleri sonrasında, diyetteyken ve aç karnına duş tipi makineler tercih edilmemeli.

Başlangıç aşamasında düşük güçlü makinelere, kısa seans süreleriyle girilmelidir. Kademeli bir şekilde güç ve seans süresi artırılmalıdır. Renk oturuncaya kadar ilk hafta iki seans arasında minimum iki gün ara verilmelidir. Renk oturduktan sonra haftada bir seans rengi korumak için yeterli olacaktır.

Son güneş banyosundan sonraki 2-4 hafta içinde bronzlaşma kendini muhafaza eder. Cildin kendini doğal olarak yenileme işlemi nedeniyle üstteki cilt hücreleri yavaş yavaş dışarıya atılır. Cilt ortalama 28 gün sonra kendini tamamen yenilemiştir. Cilt bronzluğu özel bakımlarla örneğin, özel solaryum kozmetikleri ile daha uzun süre korunabilir.

 

Haftada 1-2 defa bir solaryum salonuna gidebilirsiniz. Tatilde kazandığınız bronz rengi korumak için 10-15 dakikalık bir solaryum seansı yeterli olacaktır.

 

20 Mayıs

Solaryumla bronz bir ten

Bronz bir tene kavuşmak, kimileri için son derece cazibeli ve psikolojik olarak iyi hissettiren bir yolculuktur. Gelin, bronzlaşmak için tercih ettiğimiz solaryum öncesi ve sonrası özen göstermemiz gereken noktaları bir hatırlayalım.

devamı




Uzmana Danışın



İLETİŞİM

8229/1 Sk. Ece Sitesi A Blok 21/C Ataşehir / İzmir
(Kent Hastanesi Çaprazı - İztik Karşısı)

0 533 030 61 05 • 0 232 329 19 00 • 0 232 329 19 35




Uzmana Danışın

Uzmana Danışın

gonet parma